8 Ocak 2019 Salı

Ruhlar Evi- Isabel Allende

Latin Amerika'nın en ünlü yazarlarından biri olarak bilinen Isabel Allende ile tanışmak için sabırsızlanıyordum ve bunun için Ruhlar Evi kesinlikle doğru bir seçimdi.

Ruhlar Evi- Isabel Allende
Aslında bu kitabı tam manasıyla anlatabilmem ya da olayları okurken verdiği hissiyatla aktarabilmem neredeyse imkansız.  Ama kitabı bitirdiğimde tam olarak şu atasözü geldi aklıma: "Dede koruk yer, torunun dişi kamaşır." Muhtemelen okuyan herkes de buna benzer şeyler düşünecektir.

Romanda olaylar sürekli akan bir nehir gibi ilerliyor ve son derece yoğun bir anlatım var. Bir de kitapta, kahramanların başına en sonunda ne geleceği hep bir önceki adımda açık edilmiş. Ama bu o kadar hoş bir şekilde yapılıyor ki, siz kahramanın başına ne geldiğini önceden öğrendiğinize üzülmüyor, tam aksine nasıl olur da başına o iş gelir diye daha çok meraklanıyorsunuz ve sayfaları  yutarcasına okuyorsunuz. 

"Barrabas bize denizden geldi, diye yazdı Clara adındaki çocuk, o güzel, çıtkırıldım yazısıyla." diye başlıyor roman. Clara geleceği görme yetisi olan küçük bir kızdır ve hayatındaki önemli olayları kaydetmek gibi bir huyu vardır. Clara'nın ablası Rosa yeşil saçları, mermer teni ve bal rengi gözleriyle tıpkı bir deniz kızına benzemektedir ve göz alıcı güzelliğiyle herkesi büyülemektedir. Baş kahraman Esteban Rosa'ya ilk görüşte aşık olur ve ailesinin onayını alarak Rosa ile nişanlanır. Varlıklı ailesinin Rosa'ya sunduğu hayatı devam ettirebilmek ve Rosa'nın karşısına zengin bir koca olarak çıkabilmek için Esteban maden işletmeye başlar. Ancak Rosa beklenmedik bir şekilde hayatını kaybedince Esteban yıkılır. Bunun üzerine kendini çalışmaya ve ailesi tarafından yıllar önce terk edilmiş çiftlikleri Tres Marias'ı yeniden canlandırmaya adar. Yıllar geçtikçe Esteban, tüm hedeflerini birer birer gerçekleştirir. Zengin ve güçlü bir patrona dönüşür. Çalışan köylülere her türlü konfor ve çağdaşlığı sağlar. Buna karşılık kişilik olarak artık son derece aksi, gaddar ve öfkeli bir karaktere dönüşür. Esteban için Rosa'nın boşluğu yıllar geçse de dolmaz ancak çok yalnızdır ve nihayet evlenmeye karar verir. Bunun için tek aday ise ablasının ölümünden sonra tek kelime etmeyen, dilsiz bir hayat süren Clara'dır. Clara yıllar içinde büyümüş ve güzel bir genç kıza dönüşmüştür. Gelecekten haber veren, eşyaları hiç dokunmadan yerinden oynatabilen Clara, yıllar sonra ailesiyle ilk kez konuşur ve daha gelmeden Esteban Trueba'nın evlerine geleceğini ve onunla evlenmeye karar verdiğini ailesine bildirir.
Böylece Clara ile Esteban evlenerek Tres Marias'a yerleşirler. Çiftin ikiz erkek ve bir kız çocukları dünyaya  gelir. Clara yıllar içinde kendini  öngörü yeteneğini geliştirmeye adarken, Esteban tüm öfkesi ve servetiyle siyasete girer. Çocuklar büyür ve her biri kendi kaderini yazar. Sonrasında olaylar olaylar...

Başta da belirttiğim gibi çok yoğun bir roman, ana karakterler haricinde yan karakterlerin sayısı da oldukça fazla ve her bir karakterin hikayesi de azımsanmayacak kadar detaylı.  Dolayısıyla okunması, sindirilmesi, üzerine düşünülmesi ve bir zaman sonra daha yavaş ve tadını çıkararak tekrar okunması gereken bir kitap. Cinsellik içeren sahneler, hatta pek çok olayın dönüp dolaşıp -kaba tabirle- uçkur davasına bağlanması biraz rahatsız edici ancak büyük resim pek çok okurun hoşuna gidecek. Keyifli okumalar!

1 yorum:

SevKoz dedi ki...

Şu an okuyorum bende 100 sayfam falan kaldı gerçekten büyük bir roman

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...